Al-Andalus Nassam Alaina Lhawa

29 Nisan 2010 Perşembe

0 ile O


Üzülerek belirtmeliyim ki, dış görünüşe göre hareket edenlerin önemli bir kısmı, başlığı yanlış okumuş bulunuyor. Burada iki rakam veya iki harf yok. Ne 0 ile 0, ne de O ile O... Doğrusu; 0 ile O.
Bu örneği, ilgi çekmek için verdiğimi sananlar da yanılıyor. İlgi çekmek, aynı zamanda şimşekleri üzerine çekmek olduğundan, böyle bir şeye hiç niyetim yok. Olsaydı eğer, en azından haftada birkaç gün televizyona falan çıkardım. Fakat çıkmıyorum. Hatta televizyona çıkmak yerine, çatıya çıkıp anteni düzeltmeyi tercih ediyorum.
Kuşkusuz, bu satırları biraz daha açmam gerekiyor. Fakat içimden bir ses de şunu söylüyor: "Ben daha öteye geçemem, yanarım.
"Melek miyim? Elbette hayır.
Şimdi burada, bu yazıyı yazarken, üslubumuza da dikkat etmemiz gerekiyor. Çünkü o kadar çok alıngan insanla karşı karşıyayız ki, bu durumdan alınmamak mümkün değil... Sanki herkes kendini yanlış anlamaya veya anlatmaya göre programlamış.
Sözgelimi, aklıselim insanların söylediği her şey, hızlı bir şekilde bulandırılmaya çalışılıyor.Mesela siz, Türkler ile Kürtlerin veya Kürtler ile Türklerin etle tırnak gibi olduğunu, dolayısıyla ayrılmalarının mümkün olmadığını söylüyorsunuz.
Hemen biri çıkıyor ve "kim et, kim tırnak" sorusunu ortaya atıyor. Bir başkası da Türklerin et, Kürtlerin ise tırnak olduğundan dem vuruyor. Demesine göre, tırnak uzadıkça kesiliyormuş!
Bizde "büyük sözü" diye bir şey vardır veya vardı. İşte o büyükler, "Her ağacın bir gölgesi olur" sözünü söylemişler. Yanına da, "Güzel olana gölgesi bile düşmandır" notunu düşmüşler.
"Millet ağacımızın gölgesi Anadolu'dur" dediğimiz vakit, herhalde yanlış bir şey söylemiş olmayız. "Bu güzel vatan" derken de, hemen ikinci atasözü aklımıza geliyor!
Fakat sözün yanına itibar kelimesini de koymamız icap eder. Mesela "Sizinle olan birlikteliğim pazara kadar değil, mezara kadar" diyenlerin sözüne hemen inanmıyor, en azından pazarın geçmesini ve pazartesinin olmasını bekliyorum.
Üslubuna bakarak, bir insanın niyetini ortaya çıkarabiliriz. (Üslup derken, sadece yazıyı değil; konuşmayı, hatta yaşantıyı da kastediyorum. Çünkü yaşamak, bir üslup meselesidir. :)
Uzaklara gitmeyip kendimden örnek vereyim. Şimdi peş peşe iki cümle kuruyorum:
"Beş çocuğum var; dört kız, bir erkek."
"Beş çocuğum var; bir erkek, dört kız." Her iki cümlede de sekiz kelime var. Üstelik bu kelimeler, birbirinin aynısı. Sadece söz diziminde küçük bir değişiklik olmuş. Ama bu basit değişiklik, niyet başta olmak üzere çok şeyi değiştirmiş.
Demek istediğim aslında şu: Aynı çatı altında olsak da, aynı kelimelerle aynı fikriyatı dillendirsek de, maalesef bazılarıyla aramda çok ciddi bir niyet farkı var.
Nasıl anlatsam, bilmiyorum.Aklıma hurma ağacından başka örnek gelmiyor.Hurma, hem besin değeri yüksek bir meyvedir, hem de Müslümanlar için çok özeldir. Bizler, yediğimiz hurmanın çekirdeğini bile çöpe atmayız.Bir de hurma ağacından testisini dolduranlar var.İlkbaharda hurma ağacının en tepe kısmı kesilerek, buraya bir oluk yapılıyor ve oluğun ucuna bir testi asılıyor. Ağacın suyu akarak testiye doluyor. Ve bir gecede ağaçtan gelen su, ortalama on litreyi buluyor. Bu su, iki saat içinde ekşiyerek kuvvetli bir içkiye dönüşüyor. Tepeleri bu şekilde kesilen hurma ağaçları çoğunlukla kuruyorlar. Kurumayanlar ise, en az beş sene ürün vermiyor.Evet, bu iyi bir örnek oldu.Ortada bir hurma ağacı var. Bazıları bu ağaca hürmet ediyor, bazıları da ağacın sırtından "testi"sini dolduruyor.Osmanlı hükümeti, tepeleri kesildiği için kuruyan hurma ağaçları için, ağaç başına altı mecidiye vergi koymuş.
Peki, bizler ne yapıyor, nasıl bir önlem alıyoruz?
"İnsaf, dinin yarısıdır" dersek, yeterli olur mu?
İbrahim Tenekece / Milli Gazete / 22.02.2010
muhabbetlerimle...

25 Aralık 2009 Cuma

Aşksızlara Verme Öğüt


Aşksızlara verme öğüt, öğüdünden alır değil
Aşksız adem hayvan olur, hayvan öğüt bilir değil

Eksik olman ehillerden, kaça görün cahillerden
Tanrı bizar bahillerden, bahil didar görür değil

Ol iki cihan güneşi, zahir dünyasın değişti
Cahil onu öldü sanır, ol hod ölmez ölür değil

Yunus olma cahillerden, ırak kalma ehillerden
Cahil ne var mümin ise, cahillikte kalır değil

Yunus Emre

Ya Vedud!...

Sanma Şahım Herkesi Sen Sadıkane Yar Olur

Osmanlı Padişahları yaşadıkları müddet zarfında sadece birer hükümdar olarak vazife yapmamışlar;her biri uğraştıkları sanat dallarıyla,edebi yönleriyle ne kadar maharetli olduklarını tüm dünyaya göstermişlerdir..

Bu padişahlardan biri de hiç şüphesiz Yavuz Sultan Selim Han'dır.Edebi yönüyle de iyi bir şairdir.Hatta öyle ki yazmış olduğu bir dörtlük adeta asırlara mesaj niteliği vermekte,herkesi düşünceye sevketmektedir.

Sözü uzatmadan bu dörtlüğü sizlerle paylaşmak isterim.Öyle bir dörtlük ki yan yana da okunsa alt alta da okunsa aynı manayı vermektedir.İşte o dörtlük;

Sanma şahım / herkesi sen / sadıkane / yar olur
Herkesi sen / dost mu sandın / belki ol / ağyar olur
Sadıkane / belki ol / bu alemde / dildar olur
Yar olur / ağyar olur / dildar olur / serdar olur...

Yukarıdaki dörtlüğün harika bir inceliği var.Vermek istediği mesaj da ayrıca çok mühim..Velhasıl ecdad aslında sadece hükümdar olarak yaşamamış;önce iyi bir kul olmaya gayret etmekle beraber yeteneklerini de gözler önüne sermiş..hayran olmamak elde değil!...

*''Sanma şahım herkesi sen sadıkane yar olur..'' Günümüz dünyasında öyle bir hayat yaşıyoruz ki karşımızdaki insana sırf o olduğu için değer vermek,sevmek,güvenmek kimi zaman bu duyguları yaşayanlar için sıkıntı yaratabiliyor..Halbuki insanı insan olduğu için sevmek,sevdiğini o olduğu için sevebilmek herhalde çok önemli olsa gerek!...

Ecdadımızın ruhu şad olsun!...

Rabbim Vedud ismi ile müşerref eylesin..

Maddiyatsız menfaatsiz tam bir teslimiyetle sevenlerden,sevilenlerden,kulluk edenlerden eylesin...

Ya Vedud!...

16 Aralık 2009 Çarşamba

Hicri Yılbaşı Mesajı


Hicri Yılbaşımız mübarek olsun...İslam alemine vatanımıza milletimize hayırlar getirsin inşallah...Muhabbetlerimle...

30 Kasım 2009 Pazartesi

Gençken Yapılacak Bazı Şeyler ;)


Malum bu sıralar bir reklam dolaşıyor ekranlarda...Gençken yapılacak 100 şey! diye...neymiş ünlü birini adı lazım değil :) mama yemeğe götürmek_miş...şuymuş,buymuş...Hadi canım sen de!... :)
Gençken yapılacak bazı şeyler şunlardır; oku ve öğren!...
1-Rabbini tanıyacaksın...
2-Peygamberini (s.a.v) tanıyacaksın...
3-Kitabını ve dinini öğreneceksin...
4-yetmez! öğrendiklerinle de amel edeceksin ;)
5-Çalışacaksın
6-Okuyacak ve öğrenekcesin,e tabi öğreteceksin de...
7-Anne babana itaat edeceksin...yaramazlık yok! sakın duymim :)
8-Seveceksin!..Rabbini,Peygamberini (s.a.v) vatanını! toprağını...seviyorum deee!.. :)
9-Güzel ahlaklı olacaksın...
10-İnsanlara faydalı olacaksın...Hep ben hep ben yok! Bencillik yok yani...
11-Evleneceksin...nevet yanlış okumadın;evleneceksin..delikanlı adam Allah için evlenir ;)
Bu maddeleri çoğaltmak pekala mümkündür..Benden bu kadar...Gerisi ellerinizden öper ;)
Muhabbetlerimle...
Her daim yüzünüz gülsün inşallah...
Gülün dedim :)

Sanman taleb-i devlet ü cah etmeye geldik...


Çoğumuz Fatih Sultan Mehmed'i 1453 de İstanbul'u fethederek,çağ açıp çağ kapayan bir zafer elde etmesiyle bilir,tanırız..Kitaplarımızda böyle geçer çünkü...
Peki hiç düşündük mü? Bu koca cihan İmparatoru'nun muradı neydi? Hedefi? Amacı?...
Sanman taleb-i devlet ü cah etmeye geldik;
Biz aleme bir Yar (c.c) için ah etmeye geldik...
Böyle söylüyordu Fatih...Böyle söylerek aslında bir bakıma amacını,hedefini ortaya koyuyordu..Evet;bu kainatta yapılabilecek en büyük ve en güzel iş bir Yar (c.c) için ah etmek..O'nun doğrultusunda bir hayat yaşayabilmek...
Aziz ecdadımızın muradları buydu..ve işte bu niyetleri doğrultusunda cihan imparatorluğu kurdular ve asırlarca yaşadılar,yaşattılar İslam'ı,adaleti,ilmi ve daha birçok güzelliği...
Şimdi bizlerde bu aziz ecdadın torunları olarak neyi nasıl istediğimizin farkında olmalıyız? Yoksa emanete yeteri kadar sahip çıkamamakla birlikte,o emaneti elden çıkartma,(Allah muhafaza!) kaybetme durumu da söz konusu...hasılı lafla emanetçilik olmuyor beyler!...
Eğer böylesi aziz bir ecdadın torunuyum diyorsan bunu ispatlayacaksın!...Önce şahsına sonra ailene çevrene bayrağına hasılı seni sen yapan tüm maddi manevi değerlere layık olmaya çalışacaksın!...Çalışmalıyız!...
Ertuğrul Gazi bir sözünde bu cihan imparatorluğunun kuruluş amacını şöyle ifade ediyordu;
Davamız kuru bir cihangirlik davası değildir;bilakis davamız ilay-ı kelimetullah'tır...
Günümüz neslinin bir çoğu daha ''beş vakit namazını'' kılmaktan aciz iken nasıl olacak da böylesi bir maneviyata,emanete sahip çıkacak,çıktığını iddia edecek! doğrusu merak ediyorum...Ecdadımız bu davayı sadece söze,takım elbise giymeye,tesbih sallamaya bırakmış olsaydı,heyhat! şu anda ne Osmanlı olurdu ne de onun bıraktığı güzellikler...
Fatih'in sözüne kulak vermek lazım...Ne uğruna yaşayıp ne uğruna öleceğimizin sorusu ile kendimizi sürekli muhasebeye tabi tutmamız lazım...
Ne mutlu emanete layık olabilenlere,sahip çıkabilenlere!...ne mutlu!...
Muhabbetlerimle...

26 Kasım 2009 Perşembe

Kurban Bayramı Mesajı


Halk-ı alem yılda bir kez ıyd için kurban eder;Deb be dem saat be saat ben senin kurbanınam...
Mübarek Kurban Bayramınızı tebrik eder;hayırlar getirmesini Yüce Rabbimden niyaz ederim...
Daha nice bayramlara...